white mosque

MANEVİ ROTA

HALİL NECİPOĞLU İLE ÖZBEKİSTAN

Tek Kişi Ücret

HALİL NECİPOĞLU

6 Gece - 7 Gün

İLE

ÖZBEKİSTAN YOLCULUĞU

1490€

Rota Planı

1.GÜN

2.GÜN

3.GÜN

4.GÜN

6.GÜN

5.GÜN

6 Temmuz akşamı saat 22.00'da İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nde buluşuyoruz. Türk Hava Yolları'nın saat 01.25'teki seferiyle yola çıkıyor, sabah 07.10'da Özbekistan'ın başkenti Taşkent'e iniyoruz. Pasaport işlemlerinin ardından bizi karşılayan rehberimiz ve özel aracımızla buluşuyor, kahvaltımızı yapıyoruz.

Taşkent; temiz caddeleri, düzenli yapısı ve İslam medeniyetine ait derin izleriyle bizi sıcak karşılıyor. Emir Timur Han Meydanı ve İstiklal Meydanı'nın ardından Eski Şehir'e geçiyoruz. Burada Kaffal-i Şaşi Türbesi, Barak Han Medresesi, Tilla Şeyh Camii ve Hazret İmam Camii'ni ziyaret ediyoruz. Çarsu Pazarı'nı gezip Orta Asya'nın renk cümbüşünü soluklandıktan sonra, adeta bir müzeye girercesine Taşkent Metrosu'na iniyoruz — dünyanın en süslü ve etkileyici metro istasyonları bu şehirde.

Günün son durağı, nesilden nesile aktarılan tarifiyle ünlü Beş Kazan Restoranı. Geleneksel Özbek pilavının o eşsiz kokusu ve tadıyla ilk günümüzü tamamlıyoruz.

Sabah kahvaltısının ardından hızlı trenle Semerkand'a hareket ediyoruz — yaklaşık iki buçuk saatlik bu yolculuk bile başlı başına bir keyif. Pencerenin ardından bozkırın sonsuz enginliğine bakarken aklınızda yalnızca bir soru kalıyor: Acaba hangi kervan bu toprakları aşmıştı?

Semerkand; şairler tarafından 'Doğu'nun Roması' diye anılan, tarihte Büyük İskender'in, Cengiz Han'ın ve Emir Timur'un hükümranlık sürdüğü yegâne şehirdir. 14. yüzyılda İslam medeniyetinin tam kalbinde atan bu şehir, bugün hâlâ o ihtişamını taşıyor.

İlk ziyaretimizi İmam-ı Buhari Türbesi ve Külliyesi'ne yapıyoruz — hadis ilminin en büyük imamına saygı duruşunda bulunmak için güzel bir başlangıç. Ardından Mirza Uluğbey'in 15. yüzyıl başında yaptırdığı Rasathane ve Müzesi'ni görüyoruz; dönemin en ileri astronomi merkezinin bugün bile insana ne kadar büyük hissettirdiğini yerinde anlayacaksınız. Şah-ı Zinde Türbeler Külliyesi'nde dar taş yolda ilerlerken kendinizi zaman makinesine binmiş gibi hissediyorsunuz. Hanefi mezhebinin iki büyük itikat imamından biri İmam-ı Maturidi Hazretleri'nin türbesini ziyaret ediyoruz. Bibi Hanım Camii, döneminin en büyük camilerinden biri olmasıyla hâlâ büyüleyici. Dönemin 'Harvard ve Oxford'u' diye anılan Registan Meydanı'nda Uluğbey, Şirdar ve Tillakari Medreseleri'ni geziyoruz. Gür Emir Türbesi'nde Emir Timur ve torunu Uluğbey'i ziyaret ediyor, Hace Ubeydullah-ı Ahrar Türbesi'ne de uğruyoruz.

Özbek Aileye Misafirlik

Yoğun ve bereketli bir günün ardından geleneksel Özbek mahallesinde bir aileye misafir oluyoruz. Ev sahibinin ocağında pişen yemeği, avlunun ortasında kurulan sofrayı ve Özbek misafirperverliğini bizzat yaşıyoruz. Bazı anlar, hiçbir restoranda bulamazsınız.

Sabah kahvaltısının ardından Semerkand'ı uğurlayıp hızlı trenle Buhara'ya hareket ediyoruz. Ama ayrılmadan önce birkaç kıymetli durak daha var: İmam-ı Buhari Türbesi ve Külliyesi, Ubeydullah-ı Ahrar Türbesi ve İmam-ı Maturidi Türbesi'ni ziyaret ediyoruz.

Buhara'ya varışımızın ardından şehir bizi farklı bir derin sessizlikle karşılıyor. İslam Rönesansı'nın yaşandığı, Türklerin Orta Çağ'daki ilim ve ticaret merkezi olan bu şehirde ilk olarak Mir Arap Medresesi ve Kalon Minare'yi görüyoruz. Kalon Minare'nin, Cengiz Han'ın bile emrini geri aldırttığı söylenir — yüksekliğine bakınca neden olduğunu anlıyorsunuz.

♪ Halil Necipoğlu ile Muhabbet & Musiki Gecesi

Buhara'nın kadim atmosferinde, otelimizde özel bir program sizi bekliyor. Hafız Halil Necipoğlu Hocamız, grubumuza özel hazırladığı ilahiler, manevi sohbetler ve musiki dinletisiyle bu geceyi unutulmaz kılıyor. Buhara'nın sessizliğinde yükselen sesler, bu yolculuğun belki de en derin anlarından biri olacak.

Buhara yalnızca bir şehir değil; İslam düşüncesinin bütün bir coğrafyasıdır. Bugün hem gönlümüzü hem gözümüzü doyuracak iki ayrı yolculuğa çıkıyoruz.

Sabahın erken saatlerinde özel aracımızla Nakşibendiyye'nin Altın Silsilesi'ni oluşturan yedi büyük pirin türbe ve külliyelerini ziyaret ediyoruz. Abdülhalık-ı Gücdüvani, Arif-i Rivgeri, Mahmud İncir-i Fağnevi, Ali Ramiteni, Muhammed Baba-es Sammasi, Emir Külal ve Hz. Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahaüddin hazretlerini sırasıyla ziyaret ediyoruz. Her türbenin önünde bir an durup o toprakların taşıdığı manevi ağırlığı hissediyoruz.

Buhara'nın 50 km kuzeyinde, Gicdüvan kasabasında geleneksel çinicilik ve çömlekçilik atölyelerini ziyaret ediyoruz. Ustanın elinde şekillenen toprağı izlemek, bu sanatın yüzyıllarca nasıl yaşatıldığını anlamak için çok kıymetli bir an. Abdülhalık-ı Gücdüvani Türbesi de burada.

Buhara'nın tarihi çarşılarına döndüğümüzde 'Hünermedler' adıyla bilinen el sanatları merkezlerini geziyoruz: Suzane atölyesinde geleneksel nakış sanatını, Zargaran'da gümüş işçiliğini, Kandekari'de ise bakır oyma sanatını bizzat görüp izliyoruz. Çarşıdan çıkınca tam karşımızda 1.100 yıllık Samaniler Türbesi — dünyanın ayakta duran en eski İslami türbe mimarisi. Bolo Havuz Camii'nin oyma sütunları ve zengin işlemeleri karşısında büyüleniyoruz. Poi-Kalon Külliyesi'nde İmam-ı Buhari'nin ders verdiği avluda yürüyoruz; Minare-i Kalon ise şehrin üzerinde asırlardır öylece duruyor. Eyyüb Peygamber Çeşmesi, Sultan İsmail Semani Türbesi, Ark Kalesi ve Lebi Havuz da bugünkü programımızda. Günün sonunda Kadim Buhara Çarşıları'nda serbest zaman. Bu akşam çok özel bir sofra sizi bekliyor. Buharalı ünlü pilavcının 250 yıllık tarihi evine konuk oluyoruz. Akşam yemeğimizin ardından otelimize istirahate geçiyoruz.

Sabah kahvaltısının ardından oda anahtarlarımızı teslim edip Buhara'nın son sayfalarını çeviriyoruz. Uluğbey ve Abdülaziz Han Medreseleri ile Lebi Havuz Külliyesi'ndeki Çar Minar, Barakhan ve Kukeldaş Medreseleri'ni ziyaret ettikten sonra öğlen saatlerinde özel otobüsümüzle Hive'ye hareket ediyoruz. Yaklaşık altı saatlik bu yolculukta Özbekistan'ın iç coğrafyasını, bozkırın sonsuz sessizliğini yaşıyoruz.

Hive'ye varışımızın ardından otelimize yerleşiyor ve kısa bir şehir turu yapıyoruz: Kalta Minör, İslam Hoca Medresesi ve Minaresi, Allah Kulu Han Medresesi, Muhammed Emin Han ve Muhammed Rahim Han Medreselerini kısaca görüyoruz.

Halil Necipoğlu ile Muhabbet Kervanı

Akşam yemeğinin ardından otelimizde bir kez daha Hafız Halil Necipoğlu Hocamız'ın muhabbet kervanına katılıyoruz. Hive'nin o eşsiz masalsı havasında, gönlümüzü dolduran ilahiler ve sohbetlerle geceyi taçlandırıyoruz.

  • THY ile İstanbul-Taşkent/Urgenç-İstanbul ekonomi sınıfı uçak bileti

  • 5 ve 4 yıldızlı otellerde 6 gece oda/kahvaltı konaklama

  • 6 Akşam yemeği

  • Profesyonel Türkçe rehberlik hizmeti

  • Müze ve ören yerleri giriş ücretleri

  • Konforlu araçlarla tüm transferler

  • Şehir ve otel vergileri

  • Halil Necipoğlu özel programı

  • Seyahat sağlık sigortası

Fiyata Dahil Olan Hizmetler

  • Öğle yemekleri

  • Otel ekstraları

  • Şahsi harcamalar

  • Pakette belirtilmemiş hizmetler

  • İsteğe bağlı şoför ve rehber bahşişleri

  • Akşam yemeklerinde alınacak içecekler

Fiyata Dahil Olmayan Hizmetler

UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Hive, Orta Asya'nın en iyi korunmuş tarihi şehridir. Sabah kahvaltısının ardından Ata Darvaza'dan — şehrin ana kapısından — içeri adım atıyoruz. Buradan itibaren her adım ayrı bir hikâye.

Şirgazi Han ve Kutluk-Murad İnaka Medreseleri, Pehlivan Dervaze Kapısı ve Taşkale Kervansarayı'nı geziyor; UNESCO listesindeki İchan Kale'yi ve Kunya-Ark Eski Kale ile Cuma Camii'ni ziyaret ediyoruz. 213 ayrı sütunu olan bu camide her sütun farklı bir ustanın elinden çıkmış — bu detay bile başlı başına bir medeniyet hikâyesi. Pehlivan Mahmud Külliyesi ve Türbesi, Hive Hanlarının kışlık ve yazlık sarayları, Taş Havlu Sarayı ve Haremi, Kervansaray ve İslam Hoca Minaresi programımızda yer alıyor. İbn-i Sina, Biruni ve El-Harezmi gibi insanlık tarihine yön vermiş Türk-İslam alimlerinin hayatını anlatan müzeyi de ziyaret ediyoruz.

Öğleden sonra kale içindeki tarihi çayhanede çay molası veriyoruz — Hive'yi belki de en iyi burada hissedebilirsiniz. Günün sonunda tarihi çarşıda serbest zaman ve alışveriş.

7.GÜN

Sabahın erkenden kahvaltımızı yapıp Ürgenç Uluslararası Havalimanı'na hareket ediyoruz — yaklaşık 40 km. Pasaport ve bagaj işlemlerinin ardından saat 08.30'daki uçuşumuzla İstanbul'a dönüş yolculuğumuza başlıyoruz.

07-13 TEMMUZ 2026